You would tell her, wouldn´t you? Türkçe anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

İngilizcede You would tell her, wouldn´t you? sözcüğü ne demektir?

Ingilizce Türkçe: You would tell her, wouldn´t you?: 1. Gidip ona yetiştirirsin, değil mi? 2. İlle ona söylersin, değil mi?

Sponsorlu Bağlantılar

İngilizcede You would tell her, wouldn´t you? ile alakalı bazı sözcükler:

  • I wouldn´t know.: Ingilizce Türkçe: I wouldn´t know.: Hiçbir bilgim yok./Bilmiyorum. Devamını Oku

  • would: Ingilizce Türkçe: would: yardımcı f. 1. Geçmişe ait bir gelecek zamanı belirtir: The day when he would depart was drawing near. Gideceği gün yaklaşıyordu. They told us they would resign. Bize istifa edeceklerini söylediler. He would learn the truth much later. Gerçeği çok daha so a öğrenecekti. We plied him with lots of wine Devamını Oku

  • nurture: Ingilizce Türkçe: nurture: i. 1. yetiştirme. 2. terbiye, yetişme. 3. eğitim. 4. besleyen şey, gıda. f. 1. (özenle) yetiştirmek. 2. eğitmek. 3. beslemek. Devamını Oku

  • in time: Ingilizce Türkçe: in time: 1. vaktinde, zamanında (yetişmek/yetiştirmek): Can you finish this in time? Bunu vaktinde yetiştirebilir misiniz? We can´t get there in time. Yetişemeyiz. 2. zamanla: In time you too will become a general. Zamanla sen de general olursun. Devamını Oku

  • You can thank your lucky star it wasn´t you!: Ingilizce Türkçe: You can thank your lucky star it wasn´t you!: k. dili Sen olmadığın için talihine şükret! Devamını Oku

  • If you don´t like it you can lump it.: Ingilizce Türkçe: If you don´t like it you can lump it.: k. dili Beğensen de bir, beğenmesen de. Devamını Oku

  • catch up: Ingilizce Türkçe: catch up: 1. with -e yetişmek: He´s so far ahead of me I can´t possibly catch up with him. Benden o kadar ileride ki ona yetişmemin imkânı yok. 2. on (arada olup biteni) öğrenmek. 3. on (biriken işleri, ertelenmiş/ihmal edilmiş bir işi) yapmak. Devamını Oku

  • reach: Ingilizce Türkçe: reach: f. 1. out (elini/kolunu) uzatmak; uzanmak: He reached out and took my hand. Uzanıp elimi tuttu. 2. out for (almak üzere) -e uzanmak. 3. -e yetişmek: I´m not tall enough to reach that shelf. Boyum o rafa yetişmez. I wasn´t able to reach the ferryboat on time. Vapura zamanında yetişemedim. 4. Devamını Oku

  • grow: Ingilizce Türkçe: grow: f. (grew, –n) 1. büyümek; gelişmek; artmak. 2. (bitki/sebze/meyve) yetiştirmek; yetişmek. 3. olmak: She´s grown ugly. Çirkinleşti./Çirkin oldu. He´s grown old. Yaşlandı. Teknik Sözlük: grow: büyü Devamını Oku

  • collect: Ingilizce Türkçe: collect: f. 1. toplamak; biriktirmek; derlemek; toparlamak; devşirmek; toplanmak; birikmek: He collects stamps. Pul biriktiriyor. They don´t collect trash on Saturdays. Cumartesi günleri çöp toplamıyorlar. Let me collect my papers. Kâğıtlarımı toparlayayım. They went out to the orchard and collected some pears. Bahçeye çıkıp armut devşirdiler. We´re collecting proverbs. Atasözü derliyoruz. A Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar