yam Türkçe anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

İngilizcede yam sözcüğü ne demektir?

Ingilizce Türkçe: yam: i. tatlı patates.

İngilizcede yam ile alakalı bazı sözcükler:

  • sweet potato: Ingilizce Türkçe: sweet potato: tatlıpatates, sarmaşıkpatatesi. Devamını Oku

  • sweet: Ingilizce Türkçe: sweet: s. 1. tatlı; şekerli: sweet wine tatlı şarap. sweet orange tatlı portakal. Do you take your coffee sweet? Kahvenizi şekerli mi içersiniz? This jam´s too sweet. Bu reçel fazla tatlı. 2. tatlı, hoş; sevimli, şirin: sweet sounds hoş sesler. a sweet lady tatlı bir hanım. a sweet little village şirin bir Devamını Oku

  • French fries: Ingilizce Türkçe: French fries: kızarmış patates, patates tava. Devamını Oku

  • cookie: Ingilizce Türkçe: cookie: i. kurabiye, (tatlı) çörek, (tatlı) kuru pasta; (tatlı) bisküvi. Devamını Oku

  • sweetening: Ingilizce Türkçe: sweetening: i. 1. tatlılaştırma, tatlı yapma. 2. daha hoş yapma; tatlılaştırma, daha çekici yapma; iticiliğini azaltma. 3. (yiyeceği/içeceği) tatlı yapan madde, tatlandırıcı. Devamını Oku

  • chip: Ingilizce Türkçe: chip: i. 1. yonga, çentik. 2. çoğ., İng. kızarmış patates, patates kızartması, cips. 3. bilg. çip, yonga. f. (–ped, –ping) 1. yontmak, çentmek, budamak, şekil vermek. 2. kenarını/bir yerini kırmak; kenarından/bir yerinden parça koparmak. Elektronik Sözlük: chip: yonga, kırmık Teknik Sözlük: chip: yonga Informatik Sözlügü: chip: yonga Devamını Oku

  • sugary: Ingilizce Türkçe: sugary: s. 1. şekerli; tatlı. 2. abartılı/sahte bir tatlılığı/şirinliği olan. Devamını Oku

  • sweeten: Ingilizce Türkçe: sweeten: f. 1. tatlılaştırmak, tatlı yapmak, şeker tadı vermek. 2. daha hoş yapmak; daha hoş bir hale getirmek, tatlılaştırmak, daha çekici yapmak; iticiliğini azaltmak. Devamını Oku

  • freshwater: Ingilizce Türkçe: freshwater: s. tatlı suya ait, tatlı su. Devamını Oku

  • tingle: Ingilizce Türkçe: tingle: f. 1. tatlı bir şekilde ürpermek; (vücutta bir yer) karıncalanmak: Her cheeks were tingling in the cold air. Soğuk, yanaklarını ısırıyordu. 2. çınlamak. i. 1. tatlı bir ürperti; (vücudun bir yerinde) karıncalanma. 2. çınlayış, çınlama. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar