then Türkçe anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

İngilizcede then sözcüğü ne demektir?

Ingilizce Türkçe: then: z. 1. o zaman: We were young then. O zaman gençtik. They´ll have come by then. O zamana kadar gelmiş olacaklar. What´ll happen then? O zaman ne olacak? 2. ondan so a, so a: Finish your homework and then you can go to the movie. Ev ödevini bitir, so a sinemaya gidebilirsin. 3. o halde, o durumda, o zaman: Go to the party yourself; then you won´t have to worry. Partiye kendin git; o zaman endişe etmene gerek kalmayacak. If he didn´t do it then who did? Kendisi yapmadıysa o halde kim yaptı?

İngilizcede then ile alakalı bazı sözcükler:

  • should: Ingilizce Türkçe: should: yardımcı f. 1. Manevi zorunluluk gösterir: I think I should go. Gitsem iyi olur galiba. Why shouldn´t I go? Niçin gitmeyeyim. You should apologize. Özür dilemelisin. You should have said “No!” “Hayır!” demeliydin. How should she have known he was a rogue? Serseri olduğunu ne bilsindi. 2. İhtimal gösterir: The weather Devamını Oku

  • as far as that goes: Ingilizce Türkçe: as far as that goes: k. dili 1. o zaman; o durumda, o halde. 2. ayrıca. 3. zaten, aslında. Devamını Oku

  • yourself: Ingilizce Türkçe: yourself: çoğ. your.selves (yûrselvz´, yôrselvz´) zam. kendin; kendiniz: Don´t kill yourself! Kendini öldürme! Do it yourself! Onu kendin yap! Pull yourself together! Kendine gel! You yourself know this is true. Bunun doğru olduğunu kendin biliyorsun. You don´t seem to be yourself today. Bugün her zamanki gibi değilsin. Devamını Oku

  • when: Ingilizce Türkçe: when: z. ne zaman: When will they return? Ne zaman dönecekler? bağ. 1. -diğinde; -diği zaman; -ince; -diği (gün, saat v.b.): You have to get up when the bugle blows. Boru çaldığında kalkman lazım. Start when you please. İstediğin zaman başla. When Faruk arrived she was still dressing. Faruk vardığında hâlâ giyiniyordu. Devamını Oku

  • WHO: Ingilizce Türkçe: WHO: kıs. World Health Organization Dünya Sağlık Teşkilatı. Ingilizce Türkçe: WHO: zam. 1. kim: Who are you? Kimsiniz? “Who went to the party?” “Deniz and Yeliz went to the party.” “Partiye kimler gitti?” “Partiye Deniz ve Yeliz gitti.” “Who lives there?” “Yunus lives there.” “Orada kim oturuyor?” “Orada Yunus oturuyor.” 2. Sıfat Devamını Oku

  • although: Ingilizce Türkçe: although: bağ. -diği halde, ise de, olmakla beraber: Although he´s old he´s a good dancer. Yaşlı olduğu halde iyi dans eder. Although I tried hard it didn´t do much good. Çok gayret ettimse de pek işe yaramadı. Although the teacher was strict, the students were happy. Hoca sert olmakla beraber öğrenciler mutluydu. Devamını Oku

  • I swear ….: Ingilizce Türkçe: I swear ….: Bir sözü pekiştirmek için kullanılır: I swear I didn´t do it! Vallahi yapmadım! Devamını Oku

  • have o.s. to thank for: Ingilizce Türkçe: have o.s. to thank for: (bir şeyin) suçlusu olmak: If he didn´t succeed, he´s only got himself to thank for it! Başarılı olamadıysa suçlu olan sadece kendisi! Devamını Oku

  • so: Ingilizce Türkçe: so: z. 1. böyle, böylece; şöyle, şöylece; öyle, öylece: While I was so doing the doorbell rang. Böyle yaparken kapı zili çaldı. Hold the knife just so. Bıçağı şöyle tut. So she says. Öyle diyor. 2. bu kadar; şu kadar; o kadar: “The table´s so long,” he said. “Masa şu kadar uzun,” Devamını Oku

  • occasion: Ingilizce Türkçe: occasion: i. 1. zaman: I wasn´t there on that occasion. O zaman orada değildim. 2. şatafatlı kutlama. 3. neden, sebep. 4. gerek, lüzum. f. -e yol açmak, -in sebebi olmak. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar