seem Türkçe anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

İngilizcede seem sözcüğü ne demektir?

Ingilizce Türkçe: seem: f. 1. ... görünmek, ... gözükmek, -e benzemek: He seems well. İyi gibi görünüyor. She seems like an honest person. Dürüst bir insana benziyor. 2. ... gibi gelmek: It seems impossible to me. Olmaz gibime geliyor.

İngilizcede seem ile alakalı bazı sözcükler:

  • look like: Ingilizce Türkçe: look like: 1. -e benzemek. 2. -e benzemek, -cek gibi olmak: It looks like rain. Yağmur yağacağa benziyor. Devamını Oku

  • as if: Ingilizce Türkçe: as if: -miş gibi, -cesine, -e (benzemek): He looks as if he´s asleep. Sanki uyuyormuş gibi duruyor. He was smiling as if he´d received some good news. İyi bir haber almışçasına gülümsüyordu. He looks as if he´s working hard. Çok çalışıyora benziyor. Ingilizce Türkçe: as if: güya, sözde, sanki, gibi. Devamını Oku

  • promise: Ingilizce Türkçe: promise: i. 1. söz, vaat. 2. umut verici şey. f. 1. söz vermek, vaat etmek, vadetmek: Promise me you´ll come! Geleceğine söz ver! You promised to do it. Onu yapmayı vadettin. 2. (belirli bir duruma) işaret etmek, -eceğe benzemek: She promises to be tall. Boylu olacağa benziyor. This weather promises rain. Yağmur Devamını Oku

  • honest: Ingilizce Türkçe: honest: s. 1. dürüst, namuslu. 2. hilesiz. Tip Sözlügü: honest: dürüst Teknik Sözlük: honest: dürüst Devamını Oku

  • tailgate: Ingilizce Türkçe: tailgate: i. (yük arabasına/steyşına ait menteşeli) arka kapak. f., k. dili başka bir arabanın arkasından çok az bir mesafe bırakarak gitmek/gelmek, başka bir arabanın hemen arkasından gitmek/gelmek; (başka bir arabanın) arkasından çok az bir mesafe bırakarak gitmek/gelmek: He´s tailgating me. Üstüme çıkacakmış gibi hemen arkamdan geliyor. Devamını Oku

  • sound: Ingilizce Türkçe: sound: s. 1. sağlam; esaslı. 2. derin ve rahat (uyku). 3. sağlıklı, sıhhatli. 4. akıllıca (bir davranış). 5. sağlam, güvenilir. Ingilizce Türkçe: sound: i. ses. Ingilizce Türkçe: sound: f. 1. çalmak: Sound your horn! Kornayı çal! The wake-up bell sounded at six. Uyandırma zili saat altıda çaldı. 2. … gibi gelmek: That Devamını Oku

  • think of: Ingilizce Türkçe: think of: 1. aklına gelmek; (bir şey yapmayı) düşünmek, tasarlamak: They´re thinking of moving to İznik. İznik´e taşınmayı düşünüyorlar. 2. hakkında düşünmek: What do you think of him? Onun hakkında ne düşünüyorsun? 3. -i hesaba katmak, -i düşünmek: You must think of your family as well. Aileni de düşünmen lazım. 4. -i Devamını Oku

  • think about: Ingilizce Türkçe: think about: 1. -i düşünmek, -i aklına getirmek: Do you ever think about me? Beni hiç düşünüyor musun? 2. -i uzun uzun düşünmek, -i iyice düşünmek. 3. aklına gelmek; (bir şey yapmayı) düşünmek, tasarlamak: We thought about doing that. Onu yapmayı düşündük. 4. … hakkında düşünmek: What does Gani think about it? Devamını Oku

  • resemble: Ingilizce Türkçe: resemble: f. benzemek, andırmak: He resembles his father. Babasına benziyor. This basket resembles those made in North Africa. Bu sepet Kuzey Afrika´da yapılanları andırıyor. Devamını Oku

  • be reputed to be …: Ingilizce Türkçe: be reputed to be …: … olduğu sanılmak; … olduğu söylenmek: He is reputed to be an honest person. Onun dürüst bir insan olduğu söyleniyor. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar