outworn Türkçe anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

İngilizcede outworn sözcüğü ne demektir?

Ingilizce Türkçe: outworn: s. 1. fazla eskimiş. 2. günün şartlarına uymayan; çağın gereksinimlerini karşılamayan.

İngilizcede outworn ile alakalı bazı sözcükler:

  • outdated: Ingilizce Türkçe: outdated: s. 1. modası geçmiş, demode. 2. günün şartlarına uymayan, zamana uymayan, köhne; çağın gereksinimlerini karşılamayan. 3. eski (teknoloji, makine v.b.). Devamını Oku

  • out-of-date: Ingilizce Türkçe: out-of-date: s. 1. günün şartlarına uymayan; çağın gereksinimlerini karşılamayan. 2. modası geçmiş, demode. Devamını Oku

  • outmoded: Ingilizce Türkçe: outmoded: s. 1. modası geçmiş, demode. 2. günün şartlarına uymayan; çağın gereksinimlerini karşılamayan. 3. eski (teknoloji/makine v.b.). Devamını Oku

  • maverick: Ingilizce Türkçe: maverick: i. 1. damgalanmamış ve sahipsiz dana. 2. k. dili toplum kurallarına uymayan kimse. 3. parti disiplinine uymayan politikacı. Devamını Oku

  • too much: Ingilizce Türkçe: too much: fazla: You´ve given me too much change. Bana fazla para verdin. Don´t eat too much. Fazla yeme. They praise him too much. Onu fazla övüyorlar. Devamını Oku

  • overcharge: Ingilizce Türkçe: overcharge: f. 1. -den fazla para/fiyat istemek. 2. elek., mak. fazla yüklemek, fazla doldurmak. i. 1. fazla fiyat. 2. elek., mak. fazla yük. Devamını Oku

  • overload: Ingilizce Türkçe: overload: f. 1. -e fazla yük yüklemek; (bagaj, küfe v.b.´ne) fazla yük koymak: Don´t overload him! Sırtına fazla yük koyma! 2. (elektrik hatlarına/sistemine) fazla yüklenmek. Elektronik Sözlük: overload: aşırı yük Devamını Oku

  • overweight: Ingilizce Türkçe: overweight: i.1. fazla ağırlık. 2. fazla kilo. 3. fazla kilolu olma. s. (ovırweyt´) fazla kilolu (kimse). Devamını Oku

  • overburden: Ingilizce Türkçe: overburden: f. 1. -e taşıyabileceğinden fazla yük yüklemek. 2. -e fazla iş vermek. 3. -in kapasitesini zorlamak/aşmak; -e fazla yük olmak. Devamını Oku

  • tie s.o. down: Ingilizce Türkçe: tie s.o. down: k. dili 1. (şartlar) birini bir yerde kalmaya mecbur etmek, birini (bir yere) mıhlamak; (şartlar) birinin başka bir şey yapmasına izin vermemek: His job has tied him down. İşi yüzünden bir yere gidemez oldu. 2. to (bir şey) hakkında (birinden) söz almak: They´ve tied him down to a rent Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar