outstanding Türkçe anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

İngilizcede outstanding sözcüğü ne demektir?

Ingilizce Türkçe: outstanding: s. 1. üstün, seçkin. 2. göze çarpan. 3. ödenmemiş; kalmış (borç).

İngilizcede outstanding ile alakalı bazı sözcükler:

  • outstanding account: Ingilizce Türkçe: outstanding account: tic. vadesi geçmiş borç. Devamını Oku

  • unsatisfied: Ingilizce Türkçe: unsatisfied: s. 1. ödenmemiş. 2. memnun edilmemiş; memnun kalmamış; hoşnutsuz. 3. tatminsiz kalmış. 4. giderilmemiş (şüphe/merak). 5. yerine getirilmemiş (şart). Devamını Oku

  • unpaid: Ingilizce Türkçe: unpaid: s. 1. ödenmemiş: unpaid bill ödenmemiş fatura. 2. ücretsiz: We are seeking volunteers willing to do the unpaid jobs. Ücretsiz işleri yapmaya razı olan gönüllüler arıyoruz. 3. ücreti ödenmemiş: The unpaid workers are on strike. Ücretleri ödenmeyen işçiler grev yapıyor. Devamını Oku

  • flamboyant: Ingilizce Türkçe: flamboyant: s. 1. frapan, göze çarpan (renk). 2. aşırı davranışlarından dolayı göze çarpan (kimse). Devamını Oku

  • factor: Ingilizce Türkçe: factor: i. 1. faktör, etken, etmen. 2. mat. çarpan; tambölen. f., mat. çarpanlara ayırmak. Elektronik Sözlük: factor: 1) çarpan; 2) etmen Teknik Sözlük: factor: faktör Informatik Sözlügü: factor: katsayı, etmen, çarpan Devamını Oku

  • blazon: Ingilizce Türkçe: blazon: f. 1. (göze çarpan bir şekilde) ilan etmek. 2. sergilemek, teşhir etmek. 3. (göze çarpan bir şeyle) donatmak/kaplamak. i. arma, ongun. Devamını Oku

  • conspicuous: Ingilizce Türkçe: conspicuous: s. göze çarpan, dikkati çeken. Teknik Sözlük: conspicuous: göze çarpan Devamını Oku

  • unsettled: Ingilizce Türkçe: unsettled: s. 1. tedirgin, huzursuz. 2. karışıklık içinde, çalkantılı; karışık: The situation´s still unsettled. Durum hâlâ karışık. unsettled political situation karışık siyasal durum. 3. kararlaştırılmamış, halledilmemiş, askıda: an unsettled matter halledilmemiş bir sorun. 4. ödenmemiş, kapanmamış: unsettled debt ödenmemiş borç. 5. değişken: unsettled weather değişken hava. 6. yerleşik olmayan. 7. meskûn olmayan: Devamını Oku

  • multiplier: Ingilizce Türkçe: multiplier: i., mat. çarpan. Elektronik Sözlük: multiplier: 1) çoğaltıcı, 2) çarpıcı Teknik Sözlük: multiplier: çarpan Informatik Sözlügü: multiplier: çarpan Devamını Oku

  • arrears: Ingilizce Türkçe: arrears: i., çoğ. vaktinde ödenmemiş borçlar. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar