outsmart Türkçe anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

İngilizcede outsmart sözcüğü ne demektir?

Ingilizce Türkçe: outsmart: f., k. dili -den daha kurnazca davranmak; -i kurnazlıkla yenmek.

İngilizcede outsmart ile alakalı bazı sözcükler:

  • outwit: Ingilizce Türkçe: outwit: f. (–ted, –ting) -i kurnazlıkla yenmek. Devamını Oku

  • worm: Ingilizce Türkçe: worm: i. 1. kurt; solucan. 2. k. dili aşağılık kimse. Ingilizce Türkçe: worm: f. 1. (bir hayvanın) bağırsaklarındaki kurtları düşürmek. 2. through kıvrıla kıvrıla veya döne dolaşa -den geçmek. 3. into k. dili sinsice/kurnazlıkla -e girmek. 4. out of k. dili kurnazlıkla -den sıyrılmak. Devamını Oku

  • wriggle out of: Ingilizce Türkçe: wriggle out of: k. dili kurnazlıkla kendini -den kurtarmak/sıyırmak: He wriggled out of that boring dinner. Kurnazlıkla kendini o sıkıcı yemeğe gitmekten kurtardı. Devamını Oku

  • less: Ingilizce Türkçe: less: z. daha az: less attractive daha az çekici. Eat less! Daha az ye! s. daha az: Eat less cake! Daha az kek ye! i. daha az: He gave me less. Bana daha az verdi. She found less than fifty. Elliden daha az buldu. edat eksi: Three less two equals one. Devamını Oku

  • more: Ingilizce Türkçe: more: s. 1. daha çok, daha fazla: He needs more money. Daha çok paraya ihtiyacı var. 2. daha: one more time bir kez daha. two more oranges iki portakal daha. z. (than) 1. (-den) daha. 2. (-den) daha çok. Devamını Oku

  • treat: Ingilizce Türkçe: treat: f. 1. davranmak, muamele etmek: treat s.o. generously birine cömert davranmak. 2. tedavi etmek: treat a patient hastayı tedavi etmek. 3. (konuyu) işlemek, ele almak. 4. (ham ya da ara malları) işlemden geçirmek, fiziksel, kimyasal değişikliklerle daha uygun, kullanılır duruma getirmek. Devamını Oku

  • better: Ingilizce Türkçe: better: s. (good ve well´in üstünlük derecesi) 1. daha iyi, daha güzel. 2. daha çok. z. daha iyi bir şekilde. i. 1. daha iyisi. 2. üstünlük. Devamını Oku

  • trim: Ingilizce Türkçe: trim: s. (–mer, –mest) temiz ve yakışıklı, biçimli, şık. f. (–med, –ming) 1. (daha düzgün bir biçim vermek amacıyla bitkiyi) budamak. 2. (saç, sakal v.b.´ni) kırkmak, kesip düzeltmek. 3. (dantel, perde v.b.´ni) süslemek, donatmak. 4. den. yükü düzgün istif ederek (gemiyi) denklemek. 5. (yelkeni) rüzgâra göre düzeltmek. 6. hav. ayarlamak. 7. k. Devamını Oku

  • yet: Ingilizce Türkçe: yet: z. 1. daha; henüz; hâlâ: They haven´t come yet. Daha gelmediler. “Can I come in?” “Not yet.” “Girebilir miyim?” “Henüz değil.” I have yet to receive them. Onları hâlâ almadım. They haven´t done anything yet. Daha bir şey yapmadılar. 2. şimdi: Are they here yet? Geldiler mi? 3. hâlâ, gene de, Devamını Oku

  • wheeler-dealer: Ingilizce Türkçe: wheeler-dealer: i., k. dili 1. (bir işi gerçekleştirmek için) kurnazca görüşmeler ve pazarlıklar yapan kimse. 2. iş çeviren kimse. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar