outshine Türkçe anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

İngilizcede outshine sözcüğü ne demektir?

Ingilizce Türkçe: outshine: f. (out.shone) (başkasını) gölgede bırakmak, -den daha fazla parlamak.

İngilizcede outshine ile alakalı bazı sözcükler:

  • more: Ingilizce Türkçe: more: s. 1. daha çok, daha fazla: He needs more money. Daha çok paraya ihtiyacı var. 2. daha: one more time bir kez daha. two more oranges iki portakal daha. z. (than) 1. (-den) daha. 2. (-den) daha çok. Devamını Oku

  • shine: Ingilizce Türkçe: shine: f. (shone/eski –d) 1. parlamak, ışık saçmak. 2. parlatmak. 3. (bir ışığı) (bir yere) çevirmek. 4. (biri) (belirli bir konuda) çok başarılı olmak. i. parlaklık. Devamını Oku

  • any more: Ingilizce Türkçe: any more: 1. artık: Belma doesn´t live here any more. Artık Belma burada oturmuyor. 2. daha fazla: Don´t give me any more! Bana daha fazla verme! Devamını Oku

  • than: Ingilizce Türkçe: than: bağ. 1. -den …: She likes him better than you. Onu senden daha fazla seviyor. Hülya´s more beautiful than she. Hülya ondan güzel. Can you work faster than Hasan? Hasan´dan hızlı çalışabilir misin? I know no one more talkative than you. Senden daha konuşkan bir kimse tanımıyorum. That´s easier said than Devamını Oku

  • any longer: Ingilizce Türkçe: any longer: daha fazla, daha: I can´t stay any longer. Daha fazla kalamam. Devamını Oku

  • put s.t. to shame: Ingilizce Türkçe: put s.t. to shame: k. dili bir şeyi gölgede bırakmak. Ingilizce Türkçe: put s.t. to shame: bir şeyi gölgede bırakmak. Devamını Oku

  • make s.o. look sick: Ingilizce Türkçe: make s.o. look sick: k. dili birini gölgede bırakmak, birini çok geride bırakmak, birinin pabucu dama atılmak. Devamını Oku

  • flare: Ingilizce Türkçe: flare: f. 1. parlamak, alevlenmek. 2. parlamak, ışık saçmak. 3. (etekler) kabarmak. 4. up parlamak, öfkelenmek. i. 1. ask. aydınlatma cephanesi. 2. den. işaret fişeği. Devamını Oku

  • less: Ingilizce Türkçe: less: z. daha az: less attractive daha az çekici. Eat less! Daha az ye! s. daha az: Eat less cake! Daha az kek ye! i. daha az: He gave me less. Bana daha az verdi. She found less than fifty. Elliden daha az buldu. edat eksi: Three less two equals one. Devamını Oku

  • procrastinate: Ingilizce Türkçe: procrastinate: f. 1. işleri daha so aya bırakmak. 2. sürüncemede bırakmak, ağırdan almak, geciktirmek. 3. ertelemek. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar