outpatient Türkçe anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

İngilizcede outpatient sözcüğü ne demektir?

Ingilizce Türkçe: outpatient: i. ayakta tedavi edilen hasta.

İngilizcede outpatient ile alakalı bazı sözcükler:

  • above-mentioned: Ingilizce Türkçe: above-mentioned: s. the yukarıda söz edilen/adı geçen; daha önce söz edilen/adı geçen: It contains an illustration of the above-mentioned picture. İçinde, yukarıda söz edilen resmin bir illüstrasyonu var. Devamını Oku

  • sustenance: Ingilizce Türkçe: sustenance: i. 1. yiyecek bir şey/şeyler, yiyecek/yiyecekler. 2. (bir yiyeceğin içindeki) besleyici maddeler. 3. ayakta tutma; yaşamasını sağlama; çökmesine engel olma. 4. ayakta tutan şey. Devamını Oku

  • cure: Ingilizce Türkçe: cure: i. 1. tedavi, sağaltım. 2. çare, derman, ilaç. 3. şifa. 4. kür. Ingilizce Türkçe: cure: f. 1. iyileştirmek, tedavi etmek, sağaltmak, şifa vermek. 2. -e çözüm getirmek, -e çare bulmak. 3. tütsülemek; tuzlamak; kurutmak. Devamını Oku

  • sick: Ingilizce Türkçe: sick: s. 1. hasta, rahatsız. 2. ruhen hasta. i., İng. kusmuk. f. up İng., k. dili kusmak. Ingilizce Türkçe: sick: f., bak sic. Tip Sözlügü: sick: hasta Devamını Oku

  • survive: Ingilizce Türkçe: survive: f. 1. hayatta kalmak; sağ kalmak. 2. ayakta kalmak: It´s survived for five hundred years. Beş yüz yıl boyunca ayakta kaldı. 3. (birinden) uzun yaşamak. 4. (afet, kaza veya zor bir durumu) atlatmak. Devamını Oku

  • treat: Ingilizce Türkçe: treat: f. 1. davranmak, muamele etmek: treat s.o. generously birine cömert davranmak. 2. tedavi etmek: treat a patient hastayı tedavi etmek. 3. (konuyu) işlemek, ele almak. 4. (ham ya da ara malları) işlemden geçirmek, fiziksel, kimyasal değişikliklerle daha uygun, kullanılır duruma getirmek. Devamını Oku

  • patient: Ingilizce Türkçe: patient: s. sabırlı. i. hasta. Tip Sözlügü: patient: hasta Devamını Oku

  • support: Ingilizce Türkçe: support: f. 1. desteklemek, arka olmak: He doesn´t support that party. O partiyi desteklemiyor. They supported him throughout that period. O müddet boyunca ona destek oldular. 2. (birini) geçindirmek. 3. taşımak; payandalamak; (-in ağırlığını) kaldırmak: The arches support the bridge. Kemerler köprüyü taşıyor. 4. pekiştirmek: Does the evidence support his claim? Deliller Devamını Oku

  • theraphy: Tip Sözlügü: theraphy: tedavi Devamını Oku

  • remediable: Tip Sözlügü: remediable: tedavi edilebilir Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar