outlast Türkçe anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

İngilizcede outlast sözcüğü ne demektir?

Ingilizce Türkçe: outlast: f. -den çok daha kalıcı olmak, -den çok dayanmak.

İngilizcede outlast ile alakalı bazı sözcükler:

  • less: Ingilizce Türkçe: less: z. daha az: less attractive daha az çekici. Eat less! Daha az ye! s. daha az: Eat less cake! Daha az kek ye! i. daha az: He gave me less. Bana daha az verdi. She found less than fifty. Elliden daha az buldu. edat eksi: Three less two equals one. Devamını Oku

  • more: Ingilizce Türkçe: more: s. 1. daha çok, daha fazla: He needs more money. Daha çok paraya ihtiyacı var. 2. daha: one more time bir kez daha. two more oranges iki portakal daha. z. (than) 1. (-den) daha. 2. (-den) daha çok. Devamını Oku

  • outweigh: Ingilizce Türkçe: outweigh: f. 1. -den daha ağır gelmek. 2. -den daha önemli olmak, -den daha ağır basmak. Devamını Oku

  • tough: Ingilizce Türkçe: tough: s. 1. dayanıklı. 2. kart (et); sert (kösele v.b.). 3. sert; ödün vermeyen; müsamaha etmeyen: You need to take a tough stance when it comes to murderers. Katillere karşı sert bir tutum göstermen lazım. 4. zor (iş/kimse). 5. kanunları hiçe sayan insanların çok olduğu ve sık sık suç işlenen (yer). 6. Devamını Oku

  • be predicated on: Ingilizce Türkçe: be predicated on: -e dayanmak, -e dayalı olmak, -in üzerine kurulmuş olmak. Devamını Oku

  • worsen: Ingilizce Türkçe: worsen: f. daha kötü olmak, kötüleşmek, kötüye gitmek; (hasta) kötüleşmek; daha kötü bir hale getirmek, kötüleştirmek. Devamını Oku

  • better: Ingilizce Türkçe: better: s. (good ve well´in üstünlük derecesi) 1. daha iyi, daha güzel. 2. daha çok. z. daha iyi bir şekilde. i. 1. daha iyisi. 2. üstünlük. Devamını Oku

  • yet: Ingilizce Türkçe: yet: z. 1. daha; henüz; hâlâ: They haven´t come yet. Daha gelmediler. “Can I come in?” “Not yet.” “Girebilir miyim?” “Henüz değil.” I have yet to receive them. Onları hâlâ almadım. They haven´t done anything yet. Daha bir şey yapmadılar. 2. şimdi: Are they here yet? Geldiler mi? 3. hâlâ, gene de, Devamını Oku

  • consist: Ingilizce Türkçe: consist: f. 1. of -den meydana gelmek, -den oluşmak, -den ibaret olmak. 2. in -e dayanmak, -e bağlı olmak. Teknik Sözlük: consist: oluş Devamını Oku

  • worse: Ingilizce Türkçe: worse: s. daha kötü, daha fena, beter: He´s worse today. Bugün durumu daha kötü. i. daha kötü, daha fena, beter: That was bad enough, but worse was to follow. O yeterince kötüydü. Fakat ondan kötüsü gelecekti. z. daha kötü, daha fena: She thought far worse of him than Didem did. Onun hakkında Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar