outermost Türkçe anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

İngilizcede outermost sözcüğü ne demektir?

Ingilizce Türkçe: outermost: s. en dıştaki.

İngilizcede outermost ile alakalı bazı sözcükler:

  • near end echo: Elektronik Sözlük: near end echo: yakın uçtaki yankı Devamını Oku

  • far end echo: Elektronik Sözlük: far end echo: uzak uçtaki yankı Devamını Oku

  • outer: Ingilizce Türkçe: outer: s. 1. dıştaki, dış. 2. dışarıdaki. Teknik Sözlük: outer: dışsal Devamını Oku

  • be hard hit by: Ingilizce Türkçe: be hard hit by: -in çok zararını görmek: We were hard hit by the cold weather in December. Aralık´taki soğuk bize çok zarar verdi. Devamını Oku

  • zoo: Ingilizce Türkçe: zoo: i. 1. hayvanat bahçesi. 2. k. dili çok farklı mizaçtaki insanların bulunduğu yer; birtakım tuhaf insanların bulunduğu yer. Devamını Oku

  • initial: Ingilizce Türkçe: initial: s. baştaki, birinci, ilk. i. birinin adı veya soyadının baş harfi. f. (–ed/–led, –ing/–ling) parafe etmek. Elektronik Sözlük: initial: başlangıç Teknik Sözlük: initial: başlangıçtaki Informatik Sözlügü: initial: başlangıç Informatik Sözlügü: initial: ilk Devamını Oku

  • staff: Ingilizce Türkçe: staff: i. 1. (çoğ. –s/staves) değnek. 2. (çoğ. –s/staves) (bayrak için) gönder, direk. 3. (çoğ. –s/staves) asa. 4. (çoğ. –s/staves) müz. porte. 5. (çoğ. –s) (kuruluştaki) personel; (devlet kuruluşundaki) kadro. Teknik Sözlük: staff: kadro Devamını Oku

  • end user: Elektronik Sözlük: end user: uçtaki kullanıcı, son kullanıcı Teknik Sözlük: end user: son kullanıcı Informatik Sözlügü: end user: son kullanıcı Devamını Oku

  • shift: Ingilizce Türkçe: shift: f. 1. kımıldanmak: He shifted about uneasily in the doorway. Kapının eşiğinde endişeyle kımıldandı. 2. (rüzgâr) yön değiştirmek, (rüzgârın) yönü değişmek. 3. (araçtaki yük) bir tarafa kaymak. 4. (bir şeyi) (bir yerden başka bir yere) geçirmek; -in yerini değiştirmek: He shifted the suitcase from his right hand to his left. Bavulu Devamını Oku

  • check: Ingilizce Türkçe: check: i. 1. kontrol, gözden geçirme, muayene. 2. durdurma; engelleme; yavaşlatma; gem vurma; ket vurma. 3. engel, ket, fren görevi yapan kimse/şey. 4. çek: bank check banka çeki. traveler´s check seyahat çeki. 5. fiş; numaralı kâğıt, numara: baggage check bagaj fişi; emanetçinin verdiği fiş/numaralı kâğıt. coat check vestiyercinin verdiği fiş/numara. 6. (lokanta, Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar