outdo Türkçe anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

İngilizcede outdo sözcüğü ne demektir?

Ingilizce Türkçe: outdo: f. (out.did, --ne) -i çok geride bırakmak, -den çok daha iyi bir performans göstermek; -i geçmek, -i bastırmak.

İngilizcede outdo ile alakalı bazı sözcükler:

  • suppress: Ingilizce Türkçe: suppress: f. 1. bastırmak, durdurmak; yok etmek. 2. gizli tutmak. 3. (bir haberin/yayının) çıkmasını yasaklamak. 4. ruhb. (bilinçli olarak) (duyguyu/isteği) bastırmak/bilincinden uzaklaştırmak/zaptetmek. Teknik Sözlük: suppress: bastır Devamını Oku

  • drown out: Ingilizce Türkçe: drown out: (bir sesi) (daha yüksek bir sesle) bastırmak. Devamını Oku

  • do o.s. justice: Ingilizce Türkçe: do o.s. justice: her zamanki performansı göstermek: He didn´t do himself justice in the concert last night. Dün geceki konserde her zamanki performansını gösteremedi. Devamını Oku

  • yet: Ingilizce Türkçe: yet: z. 1. daha; henüz; hâlâ: They haven´t come yet. Daha gelmediler. “Can I come in?” “Not yet.” “Girebilir miyim?” “Henüz değil.” I have yet to receive them. Onları hâlâ almadım. They haven´t done anything yet. Daha bir şey yapmadılar. 2. şimdi: Are they here yet? Geldiler mi? 3. hâlâ, gene de, Devamını Oku

  • make s.o. look sick: Ingilizce Türkçe: make s.o. look sick: k. dili birini gölgede bırakmak, birini çok geride bırakmak, birinin pabucu dama atılmak. Devamını Oku

  • already: Ingilizce Türkçe: already: z. 1. şimdiden, halen (Türkçede genellikle çevirisiz kalır.): You´re too late; he´s already gone. Geç kaldın; gitti. 2. Beklenenden daha erkeni göstermek için kullanılır: Has he finished already? Bu kadar erken mi bitirdi? 3. daha önce: As I´ve already seen it, there´s no need for me to come. Daha önce gördüğüme Devamını Oku

  • outdistance: Ingilizce Türkçe: outdistance: f. -i geride bırakmak, -i geçmek. Devamını Oku

  • descend: Ingilizce Türkçe: descend: f. 1. inmek; (kuş, uçak v.b.) alçalmak; (karanlık, sis v.b.) çökmek. 2. from -in soyundan gelmek. 3. on/upon inip -e saldırmak; -e sökün etmek, bastırmak: Those relatives descended upon us again this Christmas. O akrabalar bu Noel´de yine bastırdılar. Devamını Oku

  • bear down on: Ingilizce Türkçe: bear down on: 1. -e doğru gelmek/ilerlemek. 2. -i çok etkilemek: This tax bears down on the poor. Bu vergi fakirleri bayağı etkiliyor. 3. fazla bastırmak: Don´t bear down so hard on your pencil. Kurşunkalemini o kadar bastırma. 4. (azarlayarak/ısrarla) sıkıştırmak. Devamını Oku

  • less: Ingilizce Türkçe: less: z. daha az: less attractive daha az çekici. Eat less! Daha az ye! s. daha az: Eat less cake! Daha az kek ye! i. daha az: He gave me less. Bana daha az verdi. She found less than fifty. Elliden daha az buldu. edat eksi: Three less two equals one. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar