outclass Türkçe anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

İngilizcede outclass sözcüğü ne demektir?

Ingilizce Türkçe: outclass: f. -den çok üstün/iyi olmak.

İngilizcede outclass ile alakalı bazı sözcükler:

  • agree: Ingilizce Türkçe: agree: f. 1. razı olmak, rıza göstermek; mutabık olmak. 2. hemfikir olmak. 3. anlaşmak, iyi geçinmek. 4. (bir şey) (başka bir şeye) uymak, (bir şey) (başka bir şeyi) tutmak. 5. uygun olmak, -e göre olmak. Devamını Oku

  • be upset: Ingilizce Türkçe: be upset: 1. altüst olmak. 2. (favori rakip) yenilmek. 3. (mide) bozuk olmak. 4. üzgün olmak; sinirli olmak. 5. alabora olmak. Devamını Oku

  • be up: Ingilizce Türkçe: be up: 1. yataktan kalkmış olmak; (uykuya) yatmamış olmak: He´s never up before seven. Saat yediden önce hiç yataktan kalkmaz. She´s never up after ten at night. Gece saat ondan önce yatar hep. 2. (güneş/ay) doğmuş olmak. 3. ayakta olmak. 4. (seviyesi/derecesi) yükselmiş olmak: His fever is up. Ateşi yükseldi. 5. kaldırılmış/kapalı Devamını Oku

  • be all right: Ingilizce Türkçe: be all right: 1. iyi olmak, zarara uğramamış olmak: Are you all right? İyi misin? 2. iyi olmak, fena olmamak: His grades are all right. Notları fena değil. 3. uygun olmak, olmak: Is it all right if she comes too? O da gelse olur mu? Devamını Oku

  • be square: Ingilizce Türkçe: be square: 1. with k. dili (biriyle) açık konuşmak; (birine) dürüstçe davranmak. 2. k. dili (bir hesap) görülmüş olmak; (iki kişi) fit olmak; (iki kişi) hesaplaşmış olmak, kozlarını paylaşmış olmak. 3. spor (iki rakip) (puan açısından) eşitlenmiş olmak. Devamını Oku

  • be out of order: Ingilizce Türkçe: be out of order: 1. (makine/aygıt) bozulmuş/bozuk olmak, çalışmamak. 2. düzensiz olmak. 3. usule aykırı olmak. 4. uygunsuz olmak. Devamını Oku

  • be sticky: Ingilizce Türkçe: be sticky: 1. (yüzey) yapış yapış olmak, yapışkan olmak. 2. (hava) yapış yapış olmak, nemli olmak. 3. about k. dili (bir konuda) zorluk çıkarmak. Devamını Oku

  • be out: Ingilizce Türkçe: be out: 1. dışarıda olmak: He´s out at the moment. Şu an burada değil. 2. (belirli bir miktar para) gitmek; (para) açığı olmak: I had to buy them lunch, and now I´m out ten million liras. Onlara öğle yemeği ısmarlamak zorunda kaldım; on milyon liram gitti. Your total is fifty thousand liras Devamını Oku

  • pertain: Ingilizce Türkçe: pertain: f. to 1. -e ait olmak; ile ilgili olmak, -e ilişkin olmak; ile ilgisi olmak: This forest doesn´t pertain to that estate. Bu orman o malikâneye ait değil. His remarks pertained only to legal matters. Sözleri yalnızca yasal sorunlarla ilgiliydi. This privilege doesn´t pertain to you. Bu ayrıcalığın seninle ilgisi yok. Devamını Oku

  • be off: Ingilizce Türkçe: be off: 1. gitmek; yola çıkmak. 2. (elektrik/su/gaz) kesik/kesilmiş olmak; (elektrik/ışık) söndürülmüş/kapalı olmak; (makine/aygıt) kapalı olmak: The electricity is off. Elektrik kesildi. 3. (saat) doğru olmamak, geri/ileri olmak. 4. İng. (yiyecek/içecek) bozulmuş olmak: The milk´s a bit off. Süt biraz bozulmuş. 5. İng. (davranış) yakışıksız olmak. 6. (tatilde olduğu için) çalışmamak, işe Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar