our Türkçe anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

İngilizcede our sözcüğü ne demektir?

Ingilizce Türkçe: our: zam., s. bizim.

İngilizcede our ile alakalı bazı sözcükler:

  • a proud day for us: Ingilizce Türkçe: a proud day for us: bizim için övünç dolu bir gün. Devamını Oku

  • We couldn´t help the plane being late!: Ingilizce Türkçe: We couldn´t help the plane being late!: Uçağın gecikmesi bizim kabahatimiz değildi! Devamını Oku

  • set the pace for: Ingilizce Türkçe: set the pace for: (bir grup sporcunun) temposunu ayarlamak: He sets the pace for us. O bizim tempocumuz. Devamını Oku

  • in our midst: Ingilizce Türkçe: in our midst: aramızda. Devamını Oku

  • tilt the balance: Ingilizce Türkçe: tilt the balance: (bir şey) (başka bir şeyin) sonucunu etkilemek: Your vote has tilted the balance in our favor. Oyunuz sayesinde sonuç bizim lehimize oldu. Devamını Oku

  • be solidly for: Ingilizce Türkçe: be solidly for: Görüşlerin tamamen birleştiğini belirtir: Alibeyköy is solidly for our man. Alibeyköy´de herkes bizim adamı tutuyor. Devamını Oku

  • unbeknown: Ingilizce Türkçe: unbeknown: s. to 1. -in haberi olmadan, -den habersiz. 2. -ce bilinmeyen, -ce meçhul. Unbeknown to us, they had already bought the house. Bizim haberimiz olmadan evi almışlardı bile. Devamını Oku

  • inimical: Ingilizce Türkçe: inimical: s. 1. to -e düşman: That village is inimical to strangers. O köy yabancılara düşman. 2. to -e ters düşen, -e karşıt; -e zararlı: His plan is inimical to our interests. Onun planı bizim çıkarlarımıza ters düşüyor. Devamını Oku

  • choice: Ingilizce Türkçe: choice: i. 1. seçme, seçiş. 2. seçilen kimse/şey: He was our choice. Bizim seçtiğimiz oydu. 3. seçenek, şık, alternatif; çare: You´ve no other choice. Başka çaren yok. Won´t you give me another choice? Bana başka bir alternatif tanımaz mısınız? s. 1. çok kaliteli, ekstra, lüks (sebze, meyve, et v.b.). 2. iyi seçilmiş. Devamını Oku

  • grant: Ingilizce Türkçe: grant: f. 1. kabul etmek; rıza göstermek; yerine getirmek: She granted his request. Ricasını yerine getirdi. Granting the truth of what you´re saying, I still don´t see that there´s anything we can do about it. Dediklerinizin doğruluğunu kabul etsek bile, yine de bu işte bizim yapabileceğimiz bir şey göremiyorum. 2. vermek, lütfetmek, Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar