ostracize Türkçe anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

İngilizcede ostracize sözcüğü ne demektir?

Ingilizce Türkçe: ostracize: f. 1. toplum dışına itmek; dışlamak; aforoz etmek, kovmak. 2. sürmek, sürgüne göndermek.

İngilizcede ostracize ile alakalı bazı sözcükler:

  • outcast: Ingilizce Türkçe: outcast: i. toplum dışına itilmiş kimse; aforoz edilmiş/kovulmuş kimse. s. toplum dışına itilmiş; aforoz edilmiş/kovulmuş. Devamını Oku

  • banish: Ingilizce Türkçe: banish: f. 1. sürgüne göndermek, sürmek. 2. kovmak, uzaklaştırmak. Teknik Sözlük: banish: sür Devamını Oku

  • ostracism: Ingilizce Türkçe: ostracism: i. 1. toplum dışına itme; dışlama; aforoz etme, kovma. 2. sürme, sürgüne gönderme. Devamını Oku

  • send away: Ingilizce Türkçe: send away: başka bir yere göndermek, kovmak. Ingilizce Türkçe: send away: kovmak, uzaklaştırmak. Devamını Oku

  • pack off: Ingilizce Türkçe: pack off: göndermek, defetmek, kovmak. Devamını Oku

  • remit: Ingilizce Türkçe: remit: f. (–ted, –ting) 1. (para) göndermek, yollamak, havale etmek. 2. (ceza v.b.´nden) vazgeçmek. 3. (günah, suç v.b.´ni) affetmek, bağışlamak. 4. hafifletmek, azaltmak; hafiflemek, azalmak. 5. huk. (davayı) (üst mahkemeden alt mahkemeye) iade etmek. Devamını Oku

  • repel: Ingilizce Türkçe: repel: f. (–led, –ling) 1. itmek, itelemek. 2. defetmek, kovmak. 3. (düşmanı) geri püskürtmek. 4. reddetmek. 5. tiksindirmek, iğrendirmek. Devamını Oku

  • kill: Ingilizce Türkçe: kill: f. 1. öldürmek, katletmek. 2. mahvetmek, yok etmek. 3. argo çok güldürmek, gülmekten öldürmek. 4. etkisiz hale getirmek. 5. (zamanı) boşa geçirmek, öldürmek. 6. veto etmek, reddetmek. i. 1. öldürme. 2. avda öldürülmüş hayvan, av. Devamını Oku

  • anathema: Ingilizce Türkçe: anathema: i. 1. aforoz, lanetleme. 2. aforoz edilmiş kimse. Devamını Oku

  • dispatch: Ingilizce Türkçe: dispatch: i. 1. gönderme, sevketme. 2. (telgraf/faks) çekme. 3. mesaj; rapor: We have received a dispatch from headquarters. Karargâhtan bir mesaj aldık. 4. öldürme; idam etme. 5. acele, hız: He always acts with dispatch. Daima hızlı hareket eder. f. 1. (kurye/mektup) göndermek. 2. (telgraf/faks) çekmek. 3. sevketmek, göndermek: The government has dispatched Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar